Motilite Bozuklukları, İnflamatuvar Bağırsak Hastalıkları ve Fonksiyonel Sindirim Sistemi Hastalıkları
"İç Hastalıkları ve Gastroenteroloji Profesörü. ESNM (Avrupa Nörogastroenteroloji ve Motilite Derneği) Yönetim Kurulu Üyesi ve uluslararası klinik kılavuz yazarı. Başlıca çalışma alanları: Gastrointestinal motilite bozuklukları, Crohn ve Ülseratif Kolit izlemi, dirençli reflü ve pelvik taban dışkılama bozuklukları. Ankara Çankaya / YDA Center"
E-Posta
[email protected]Web Sitesi
www.ismailhakkikalkan.comAdres
Kızılırmak Mah. Dumlupınar Blv. YDA Center A1 Blok Kat:8 No:293 Çankaya / Ankara, Çankaya / Ankara
Fiyat Skalası
₺₺₺₺ (Çok Lüks / Premium)
Ödeme Yöntemleri
Pin koordinatları: 39.91041271, 32.80795798
Biofeedback tedavisi, pelvik taban kaslarının çalışmasını özel sensörler ve bilgisayar ekranı yardımıyla hastaya görselleştirerek, bu kasların doğru koordinasyonla kullanılmasını öğreten ilaçsız ve ameliyatsız bir kas rehabilitasyon yöntemidir.
Dissinerjik defekasyon, dışkılama esnasında gevşemesi gereken makat ve pelvik taban kaslarının yanlışlıkla kasılması veya gevşeyememesi durumudur. Kronik, ilaçlara yanıt vermeyen inatçı kabızlığın en temel nedenlerindendir.
Hayır, biofeedback seansları tamamen ağrısız, acısız ve yan etkisizdir. Seanslar genellikle 30-45 dakika sürer ve hastanın durumuna göre 6 ila 12 seans planlanır.
Evet, makat kaslarının gücünü ve koordinasyonunu artıran biofeedback yöntemi, gaz ve gayta kaçırma (anal inkontinans) şikayetlerinde ilaçsız ve ameliyatsız en etkili tedavi seçeneklerinden biridir.
Dirençli reflü, standart mide koruyucu ilaçlara rağmen şikayetleri geçmeyen reflü durumudur. Tanısı, yemek borusundaki asit ve asit dışı kaçakları ölçen 24 saatlik pH-empedans testi ve yemek borusu basınçlarını inceleyen manometri ile konur.
Atipik reflü belirtileri göğüs yanması yerine inatçı kuru öksürük, ses kısıklığı, boğazda yumru/düğümlenme hissi (globus) ve diş çürümeleridir. Bu şikayetler sıklıkla farenjit veya astım ile karıştırılarak KBB muayenelerinde gözden kaçabilir.
Barrett özofagus, uzun süreli reflüye bağlı olarak yemek borusu yüzeyini döşeyen hücrelerin değişime uğraması durumudur. Kanserleşme riski taşıdığı için bu bölgelerin endoskopik ablasyon yöntemleriyle yakılarak temizlenmesi ve sağlıklı dokunun uyarılması gerekir.
Ankara Çankaya'daki muayenehanemizde bizzat uyguladığımız 24 saatlik pH-empedans testi, burundan yerleştirilen ince bir kateterin 24 saat boyunca yemek borusundaki gaz ve sıvı kaçışlarını kaydetmesiyle ağrısız bir şekilde gerçekleştirilir.
Hekim kontrolü olmadan yıllarca kesintisiz mide koruyucu kullanılması vitamin-mineral (B12, demir, kalsiyum) emilim bozukluklarına ve kemik erimesi riskine yol açabilir. Bu nedenle reflünün kesin tanısı konulmalı ve ilaç kullanımı süresi ve dozu buna göre belirlenmelidir.
Yutma güçlüğü, boğaz seviyesinde yutmaya başlama zorluğuyla seyreden nörolojik/kas kaynaklı 'orofaringeal disfaji' ve lokmanın göğüste takılmasıyla karakterize 'özofageal disfaji' olarak ikiye ayrılır.
Akalazya, yemek borusu kaslarının kasılma yeteneğini kaybetmesi ve alt kapısının yutma sırasında gevşeyememesi hastalığıdır. Ameliyatsız olarak endoskopik balon dilatasyonu (balonla genişletme), POEM (endoskopik olarak gevşeyemeyen kasların kesilmesi) veya cerrahi ile başarıyla tedavi edilebilir.
Yemek borusunun hareket bozukluklarını (akalazya, spastik yemek borusu, EGJOO vb.) teşhis etmek amacıyla yutma güçlüğü ve açıklanamayan göğüs ağrısı olan hastalarda özofagus manometrisi istenir.
EGJOO (özofagogastrik bileşke çıkış obstrüksiyonu), yemek borusu ile midenin birleştiği bölgenin yeterince gevşeyememesi veya tıkanıklık oluşturması durumudur. Akalazya hastalığına benzer, ancak bulguları ve seyri farklılık gösterebilen bir yemek borusu hareket bozukluğudur.
Yutma güçlüğü alarm bir semptom olduğundan ortaya çıkar çıkmaz acilen gastroenteroloji uzmanına başvurulmalıdır.
Ülseratif kolit sadece kalın bağırsağın iç tabakasını (mukozasını) ve sürekli bir şekilde tutar. Crohn hastalığı ise ağızdan anüse kadar tüm sindirim sistemini yamalı (skip) lezyonlarla ve bağırsak duvarının tüm katmanlarını tutarak seyreder.
Mukozal iyileşme, kolonoskopik incelemede bağırsak duvarındaki yaraların ve iltihabın tamamen iyileşerek normal mukoza görüntüsünün kazanılmasıdır. Sadece şikayetlerin geçmesinden daha kalıcı bir iyilik halini gösterir.
Dışkıda kalprotektin testi, bağırsaktaki iltihap aktifliğini gösteren çok hassas bir dışkı belirtecidir. Değerlerin normal seyretmesi, ultrasonda bağırsak duvarının normal görülmesi bağırsakta alevlenme olmadığı lehinedir ve gereksiz kolonoskopilerin önüne geçer.
Evet, biyolojik tedaviler bağırsaktaki spesifik iltihap moleküllerini hedeflediği için hekim kontrolünde ve düzenli taramalar altında son derece güvenlidir ve hastalığın seyrini değiştirerek ameliyat ihtiyacını azaltır.
'Treat-to-target', tedavinin dozunun ve çeşidinin sadece hastanın iyi hissetmesine göre değil; dışkı kalprotektini, kan değerleri ve endoskopik olarak bağırsak yaralarının tamamen iyileşmesi (mukoza iyileşmesi) hedefine ulaşılana kadar ayarlanmasıdır.
Motilite incelemeleri; standart endoskopik ve radyolojik testlerle nedeni açıklanamayan sindirim sistemi hareket ve fonksiyon bozukluklarını tespit etmek için uygulanır. Bu kapsamda: 1. Yüksek Çözünürlüklü Özofagus Manometrisi (Yutma güçlüğü ve akalazya tanısı), 2. 24 Saatlik pH-Empedans Ölçümü (Mide koruyuculara dirençli reflüde asitli/asitsiz kaçak tespiti), 3. Yüksek Çözünürlüklü Anorektal Manometri (İnatçı kabızlık ve dışkılama güçlüğü mekanizmasının belirlenmesi), 4. Pelvik Taban Biofeedback (Dissinerjik defekasyonda kas koordinasyon eğitimi) klinik endikasyon varlığında değerlendirilmektedir.
Anorektal manometri, ince ve esnek bir kateter yardımıyla dışkılama kaslarının basınçlarını ve sinirsel reflekslerini ölçen kısa süreli bir testtir. Test sonucunda pelvik taban kas koordinasyon bozukluğu (dissinerji) saptanan uygun hastalarda, özel bilgisayarlı görsel geri bildirim cihazları eşliğinde kasların doğru gevşeme paternini yeniden öğrenmesi için biofeedback seansları planlanır.
İnflamatuvar Bağırsak Hastalıklarında (İBH) temel hedef, yalnızca şikâyetlerin geçmesi (klinik remisyon) değil; bağırsak duvarındaki iltihabın tamamen gerilemesi (mukozal iyileşme) ve alevlenmelerin önlenmesidir. Takipte düzenli aralıklarla dışkıda kalprotektin düzeyi, bağırsak ultrasonu ve seçilmiş olgularda biyolojik ilaç düzeyi/antikor izlemi uygulanır.
Standart mide koruyucu tedavilere rağmen göğüste yanma, ağza acı su gelmesi veya inatçı öksürüğü süren hastalarda; yemek borusundaki asitli ve asit dışı (safra/gaz) kaçakları kaydetmek için 24 saatlik pH-empedans incelemesi yapılır. Yutma güçlüğü veya lokma takılması eşlik ediyorsa yemek borusu hareket bozukluklarını dışlamak için yüksek çözünürlüklü özofagus manometrisi eklenir.